JAMAL ŞATOSU
Elena alışverişinden evine dönerken, içinde değişik bir duygu hissetti. Midesinde bir yanma, karnında karıncalanma... Bu hissin ne olduğunu biliyordu. Bunu aşık olduğu zaman hissediyordu ama şu an sadece alışveriş torbalarıyla evine dönüyordu. Bu da nereden çıkmıştı şimdi? Ara sokağa girip kalabalık caddeden uzaklaştığında, sessiz olması gereken sokakta başka ayak sesleri işitti. Etrafta kimseyi göremiyordu ama arkasına hiç bakmamıştı. Biraz sonra önüne bir gölge düştü. Elene yere, gölgeye bakarak adımlarını hızlandırdı. Takip ediliyordu. Evine mi gitmeliydi yoksa yönünü değiştirip tekrar kalabalığa mı karışmalıydı? Adımlarını hızlandırdığı sırada arkasındaki kişi ona seslnedi. “Hey… Merhaba.” Elena durdu, bir süre tereddüt etti. Sonra çekinerek arkasına döndü ve adama baktı. Uzun boylu, zayıf, güzel giyimli, yakışıklı bir beyefendiydi. Elena çekinerek karşılık verdi. “Merhaba. Bir şey mi soracaktınız?” “Evet, adınızı soracaktım.” “Neden?”...